Bir çocuğun cenazesi, bir insanın yaşayabileceği en ağır acılardan biridir. Hele o çocuk, hayattaki tek yakınınızsa… Yedi yaşındaki Maşa’nın ani ölümü herkesi derinden sarsmıştı. Ancak cenaze günü, herkesin aklını başından alacak bir olay yaşandı. Çünkü bazen kalbin sesi, doktorların teşhisinden daha doğru olabilir.
Maşa: Dedesi için her şeydi
Maşa, annesi ve babasını küçük yaşta kaybetmişti. Onu büyüten dedesi, hayatta kalan tek akrabasıydı. Onların bağı öylesine güçlüydü ki, kasabada “birbirinin gölgesi” derlerdi. Dede-torun el ele yürür, aynı bankta oturur, birlikte gülüp oynarlardı. Herkes onların sevgisini görür, hayran kalırdı.
Ancak bir sabah her şey değişti. Maşa okuldayken bir anda yere yığıldı. Ambulans çağrıldı. Sağlık görevlileri olay yerinde kalp durması teşhisi koyarak ölüm raporunu düzenledi. Ne otopsi yapıldı, ne ikinci bir görüş alındı. Ceset morga götürüldü ve ertesi gün cenaze düzenlendi.
Kapatılan tabut ve içten gelen bir ses
Cenaze şirketi tabutun kapalı olması gerektiğini söyledi. Dede, acısına boğulmuştu. Sorgulamadı. Sadece sessizce razı geldi. Ama o gece gözüne uyku girmedi. Kalbinin derinliklerinden bir ses, «Bitmedi,» diyordu.
Cenaze günü gelip çattığında, tam tabut mezara indirilecekken, dede birden elini kaldırdı:
— “Bekleyin. Onu son bir kez görmek istiyorum.”
Zaman durdu
Herkes sustu. Bazıları şaşkın, bazıları duygulanmıştı. Görevliler tereddüt etti ama isteği yerine getirdiler. Tabutun kapağı yavaşça açıldı.
Ve işte o an, her şey değişti.
Maşa’nın yüzü solgun değildi. Dudaklarında hâlâ hafif bir pembelik vardı. Göz kapakları tam kapanmamıştı. Dede elini tuttu… ve sıcak olduğunu hissetti.
Bir komşu, emekli hemşireydi. Nabzını kontrol etti.
— “Nabzı var… çok zayıf ama yaşıyor!”
Ölüm değil, derin letarji
Ambulans tekrar çağrıldı. Maşa apar topar hastaneye kaldırıldı. Yapılan kontroller sonucu durumun “derin letarji” adı verilen, son derece nadir bir tıbbi durum olduğu ortaya çıktı. Vücut fonksiyonları neredeyse tamamen yavaşlamış, ölümle karıştırılabilecek kadar sessizleşmişti. Bu yüzden kalbi atıyor olsa bile “ölü” sanılmıştı.

Eğer dedesi tabutu açtırmasaydı… Maşa canlı canlı gömülecekti.
Toplumun tepkisi
Olay kısa sürede ülke gündemine oturdu. Sosyal medya bu hikâyeyi konuşuyordu. Bazıları sağlık çalışanlarını ihmalle suçladı, bazılarıysa dedenin sevgisine ve sezgisine hayran kaldı. Dede, tüm dikkatleri reddetti. Sadece bir şey söyledi:
— “Ben torunumu tanırım. Gitmediğini biliyordum.”
Bir mucize ve ikinci şans
Maşa haftalarca hastanede kaldı. Bilinci kapalıydı ama bir gün gözlerini açtı. İlk gördüğü kişi dedesiydi. Elini tuttu ve fısıldadı:
— “Senin sesini duydum… Beni geri çağırdın.”
Bugün Maşa hayatta, sağlıklı ve yeniden dedesiyle birlikte. Okula gidiyor, oyun oynuyor. Dedesi ise artık elini asla bırakmıyor.
Kalbin bildiği
Bu hikâye bize bir şey hatırlatıyor: Her zaman cihazlar değil, bazen bir kalbin derinliklerinden gelen sezgi doğruyu söyler. Sevgi, bazen bilimin bile ötesine geçer.
Çünkü bazen bir insanın «hissetmesi», bir hayatı kurtarabilir.