Büyükannemin ölümünden sonra onun eski koltuğunu aldım. İçinden çıkan şey hayatımı sonsuza dek değiştirdi…

Bazen hayatın en büyük sırları en sıradan eşyaların içinde saklıdır. Bir koltuk mesela… Eski, yıpranmış, modası geçmiş bir koltuk. Ama bazen tam da o koltuk yıllarca sessizce bekler; içinde geçmişin gömülü kalmış bir parçasını taşır. Tıpkı bu hikâyede olduğu gibi.

Pavel, büyükannesinin vefatından sonra onun evinden yalnızca bir eşya almak istemişti: çocukluğundan beri hatırladığı, desenli kumaşı solmuş, ama hatıralarla dolu olan koltuk. Ne bir mücevher, ne antika. Sadece bir koltuk. Ama bu koltuk, içinde sakladığı bir sırla onun hayatını altüst edecekti.

Hatıralarla dolu bir koltuk
Pavel, küçük yaşta anne ve babasını bir trafik kazasında kaybetmişti. O günden sonra onu büyüten kişi, büyükannesi Mariya olmuştu. Sıcak, anlayışlı, sevgi dolu bir kadındı. Onunla birlikte büyüdüğü evde, koltuk her zaman aynı köşede dururdu. Orada kitap okurlar, birlikte televizyon izler, bazen sadece susarak otururlardı. O koltuk Pavel için sadece bir mobilya değil, bir sığınaktı.

Mariya’nın vefatından sonra Pavel, evden yalnızca o koltuğu aldı. Çünkü onun içinde, geçmişin kokusu vardı.

Gizli bir mektup
Koltuk biraz yıpranmıştı. Pavel, kumaşını değiştirmek ve iç yapısını onarmak için onu sökmeye başladı. Kol dayamasını sökerken sert bir cisim fark etti. Koltuğun içine gizlenmiş küçük bir zarf… Üzeri el yazısıyla yazılmıştı:

«Pavel için. Ben artık yokken aç.»

Ellerinde titreyen zarfı açtı. İçindeki mektubu okumaya başladığında, gözlerine inanamadı.

Açığa çıkan bir aile sırrı
Büyükannesi mektubunda, Pavel’in bildiği aile hikâyesinin doğru olmadığını yazıyordu. Meğer Pavel, yıllarca anne bildiği kişinin çocuğu değilmiş. Onun gerçek annesi, büyükannesinin küçük kızıymış — yani Pavel’in «teyzesi».

Genç yaşta hamile kalan kız, toplum baskısından ve aile utancından korkarak bebeği annesine bırakmış. Mariya da kimseye bir şey söylemeden, onu kendi torunu olarak büyütmüş. Ailede herkes sessiz kalmış, gerçek asla konuşulmamış.

Mektubun sonunda Pavel’e bir adres bırakılmıştı: biyolojik annesinin Fransa’da yaşadığı son yer.

Sessizlik ve yüzleşme
Pavel, mektubu okuduktan sonra günlerce sessiz kaldı. Hayatının temeli sarsılmıştı. Ama içinde bir öfke yoktu. Aksine, derin bir anlayış ve minnettarlık hissediyordu. Büyükannesi ona sevgi dolu bir çocukluk vermişti. Onu korumuştu. Ve en sonunda, gerçeği öğrenme hakkını da ona bırakmıştı.

Bir hafta sonra, Pavel yazmaya karar verdi. Kısa bir mektup. Sadece kendini tanıttı ve ne öğrendiğini yazdı. Cevap gelmeyebilir diye düşündü. Ama en azından denemiş olacaktı.

Beklenen cevap
Bir ay sonra, sade bir zarf geldi. Üzerinde Fransız pulu vardı. İçinde sadece bir cümle yazıyordu:

«Hayatım boyunca bu mektubu bekledim. Beni affet. — Annen»

Koltuğun içinden çıkan geçmiş
Pavel için o koltuk artık sadece bir hatıra değil, bir kapıydı. Geçmişe, gerçeğe ve yeni başlangıçlara açılan bir kapı. Büyükannesi ona son bir hediye bırakmıştı: kim olduğunu öğrenme hakkı.

Bazen, en büyük cevaplar en sıradan yerlerde gizlidir. Ve en sade eşyalar, en derin hikâyeleri taşır.

Добавить комментарий

Ваш адрес email не будет опубликован. Обязательные поля помечены *